• Behçet ve Ailevi Akdeniz Ateşi Hastaları Derneği
  • Başkan Fatih Metin 0543 269 95 42
  • Başkan Yard. Ferhat YERGÜN 0539 301 93 72
  • behcetdernek@gmail.com


Tarsus Gaziantep Şanlıurfa gezisi düzenledik

Tarsus Gaziantep Şanlıurfa gezisi ile moral bulduk

BEFEMDER “Behçet ve Ailevi Akdeniz Ateşi Hastaları Derneği” olarak ikinci Sosyal ve Kültürel  gezimizi tamamlamanın gururunu yaşıyoruz.

Tarsus, Gaziantep, Şanlıurfa gezimize 20 Nisan 2018 Cuma  gece 23.00 de Konya’dan hareket ederek başladık. Sabah namazı ile Ashab-ı Keyf’e ulaştık, onlar yedi uyurlar olarak biliniyordu biz ise 55 kişi uykumuzu bölerek onları anlamaya başladık. Tarsus şelalede ayrı bir güzellik ile karşılaştık. Biraz serin bir o kadar güzel bir hava ile hoş bir ortamda kahvaltımızı yaptık. Gaziantep’te neler ile karşılaşacağımızı düşünerek merakla yola çıktık. Kısa bir süre sonra Gaziantep’e ulaştık. Bizi iki kader arkadaşımız karşıladı. Önce Antep’in Gazi oluşunun anlatıldığı Gaziantep Savunma ve Kahramanlık Müzesini rehber eşliğinde gezerek milli mücadeleyi anlamaya çalıştık. Sonra Gaziantep Hamam Müzesi, Emine Göğüş Gaziantep Mutfak Müzesi, Bakırcılar Çarşısı, Zincirli Bedesten derken serbest zaman ile bireysel olarak herkes ilgi alanına göre geziye devam etti. Akşam yemeği ile Gaziantep’te otele yerleştik. 
Sabah erkenden kahvaltıdan sonra Halfeti’de soluğu aldık. Bir önceki günün yorgunluğu olsa da 55 kişi tekne turu ile nefes aldık. Bir tarih artık eski Halfeti adı ile anılıyordu. Birecik barajı altında kalan şehirde kim bilir ne hikayeler yaşandı. Tekne kaptanımızın anlatımı ile bir saatlik gezimizi tamamladık. Yakın zamanda çekimleri biten Karagül dizisinin bu tarihi mekan da çekildiğini öğrendik. Koca bir şehrin sular altında kalışının en belirgin özelliği olan cami minaresinin 2/3’nün sular altında kalması herkesi büyüledi.  Fırat’ın turkuaz renkli sularından süzülerek, muhteşem doğa manzaraları seyrederek, Fırat nehrinin önemini burada yakılan türkülere konu olmasını bizzat yaşayarak derin düşüncelere daldık. Rum Kale, Kale-i  Zerrin yani Altın Kale veya Uçkale olarak bilinen Kale hikayesi ile Halfeti gezimizi bitirdik.

Halfeti’den hareket ederek öğle saatlerinde Şanlıurfa’ya ulaştık. Elbette ki ilk durağımız Balıklı Göl’dü. Hz. İbrahim Peygamberimizin ateşe atıldığında düştüğü yer olarak bilinir. Rivayete göre Hz İbrahim ateşe atıldığında mucize gerçekleşir ve etraf güllük gülistanlık olur. Hz. İbrahim’in doğduğu mağara Din alemlerinden Bediüzzaman Said Nursi vefat ettikten sonra defnedildiği ilk mezarı nı gördük, ve Şanlıurfa Kalesine uzaktan bakma fırsatı bulduk. Yoğun programda yorgunluk ve hasta olmamız engel olsa da kaleye çıkmış kadar olduk. Mozaik müzesi ve çevrede bulunan mekanları gezdik.

Sabır denince ilk akla gelen Hz. Eyüp Peygamberimizin sabrını anlamaya gittik. Hz. Eyüp Peygamberimizin intihanı oldukça büyük ve zordu. Yüce Rabbin kendisine nasip ettiği çocukları ve sahip olduğu ne varsa geri aldı. Elinden alınan nimetlerden sonra telaşlandı üzüldü. Asla içinde olduğu durumdan şikayet etmedi. Ağır bir hastalığa yakalanarak yatalak oldu. Eşi ona tüm şefkati ile hizmet etti. Bulaşıcı hastalığı nedeni ile akraba eş dost kimse yanına uğramadı. Eşi yaptığı el sanatları ile geçimlerini sağladı. Dili ve kalbi dışında bütün vücudunu hastalık kapladı. Hayrın ve şerrin yüce rabbimden olduğunu bilerek sabırlı olmaya çalışıyordu. Şeytana karşı mücadele etti. Enbiya suresi  "Şüphesiz bu dert (ve hastalık) beni sarıverdi. Sen merhametlilerin en merhametli olanısın.") / Ali Fikri Yavuz (21/ENBİYÂ-83: Eyyûb’u da hatırla, zira: “- Bana, gerçekten hastalık isabet etti. Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin.” diye Rabbine dua etmişti.) Duası kabul oldu. Eski sağlığı ve varlığına tekrar sahip oldu. Yıllarca sabırla hastalığı yaşadı. Bu mücadelesi biz hastalara çok şeyler öğretti.
Kişisel olarak genel anlamda hiç girmek istemedim. Çünkü bazı şeyler yaşanarak tat alınır. 2 günlük kısa zaman sığmayacak Tarsus, Antep, Urfa gezimizde az zamanda belli merkezler ile sınırlı ve duyuruda belirtilen sorumluluğu yerine getirme inancı ile bu sorumluluğu getirirken yardımlarını esirgemeyen tüm ekip arkadaşlarıma, geziye katılan herkese, bu imkanı sağlayan dernek yönetimine, Karatay Belediyesine, kaptan şoförlerimize, Antep ve Urfa’da bizlere yardımcı olan Harun Cem Denizci, Gökçen Yağız Mustafa Tüccar İsmail Çakallı Bey’e ayrı ayrı teşekkür ediyoruz. Ana hatları dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım. Kesinlikle buraya sığmayacak dostluklar ile geri döndük. Amacımız hastalık dışında sosyal faaliyetti ve oldukça ekonomik bir durum ile gezdik. Elbette birkaç güne sığmadı, sığmaz da. Hepimizde yer eden mekanları daha iyi tanımak için bir şehirde üç beş gün konaklama ile iğneden ipliğe misali görme fırsatı olacağını düşündük. Önceki satırda bahsettiğim gibi kişisel lezzet ve mübalağa yapmak istemedim. Kültür yapısı olarak çok geniş bir ülkeyiz her köşesi cennet vatanımızın kim bilir nasip olursa bir sonraki gezide nerelerini gezmeye fırsat bulacağız.

Geçen sene ilk kez Çanakkale-Bursa bu sene Tarsus-Gaziantep-Şanlıurfa ile sosyal faaliyet düzenleyebildik.”Baki kalan bu kubbede hoş bir seda imiş.” Diyerek gelecek gezimiz için gelen tekliflerin şimdiden hazırlığına başladık. Sizleri de aramızda görmekten mutluluk duyarız.

Haber Etiketleri

Haberimize Yorum Yapın

Yorum Yap

Zorunlu Alanlar *

Lütfen aşağıdaki Karakterleri Girin...